Showing posts with label Budapeste. Show all posts
Showing posts with label Budapeste. Show all posts

Thursday, 28 May 2015

19.05.2015

Paylaş:
Budapeşte’de özel bir gece
I. Bartók & Saygun Buluşmaları





20. yüzyıl bestecilerimiz Béla Bartók ve A. Adnan Saygun’un halk müziğinin klasik müzikle buluşması ve yaygınlaştırılması yönünde birlikte gerçekleştirdikleri çalışmalar, bestecilerin yarattıkları eserler ve beraberce Anadolu’da yaptıkları araştırmaların sanatsal ve kültürel yansımaları; Türkiye ve Macaristan arasındaki ikili kültürel ve sanatsal diyalogun gelişmesi ve bu ilişkilerin geleceğe taşınması yönündeki önemini ve güncelliğini korumaktadır.

Béla Bartók ve A. Adnan Saygun ilişkisinin günümüz toplumlararası sanat ve kültür dünyasında yaşatılması ve bu ilişkinin geleceğe taşınması amacıyla 22 Mayıs 2015 Cuma akşamı saat 7’de, Budapeşte’deki Béla Bartók Anı Evi’nde Bartók ve Saygun Buluşmaları’nın ilki gerçekleştirilecek.

Budapeşte’de yaşayan mezzo-soprano sanatçımız Tulu İçözü ile Béla Bartók Anı Evi’nin müdürü, değerli piyanist, org sanatçısı, müzisyen ve eğitmen Csaba Király, bu özel gecede Bartók, Saygun, Cemal Reşit Rey ve Aydın Karlıbel’den eserler seslendirecek.

Türkiye ve Macaristan klasik müzik camiasında çalışmalarıyla yakından tanınan müzikolog, araştırmacı, yazar Dr. János Sipos’un açılış konuşmasını gerçekleştireceği gecenin detaylı konser programı aşağıdaki gibidir.

KONSER PROGRAMI
Melodical Responses – Melodik Yansımalar

Béla Bartók: Sekiz Macar halk şarkısından bölümler
No. 1 - Adagio / No. 2 - Andante / No. 3 - Allegretto
Ahmet Adnan Saygun: 10 Halk Türküsü Op. 41’den bölümler
Nazlı Osman / Güvercin / Mavilim
Béla Bartók: Bulgar Ritminde 6 Dans (piyano solo)
Cemal Reşit Rey: Köroğlu
Ahmet Adnan Saygun: Yunus Emre Oratoryosu’ndan Alto Arya
Király Csaba: Bartók stílinde piyanoda emprovizasyon
Aydın Karlıbel: Serenler, Serenler
Béla Bartók: Transilvanya’da Bir Akşam
Tulu Içözü - Csaba Király: Bir Türk Motifi’ne Şan-Piyano Emprovizasyonu


 
Tulu İçözü (mezzo-soprano)
1978’de İstanbul’da doğan mezzo-soprano Tulu İçözü, 1988 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Yaylı Çalgılar Bölümü’nde, keman öğrencisi olarak tam zamanlı eğitim almaya başlamış, ilk şan derslerini bas sanatçısı Ayhan Baran’dan almış, 15 yaşındayken mezzo-soprano olarak Prof. Mesut İktu şan sınıfı öğrencileri arasına girmiştir. 3 yıllık lise eğitimini de kapsayan 7 yıllık şan bölümü eğitimini 2001’de bitirerek, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olmuştur. Prof. Mesut İktu ile yüksek lisans programı kapsamında Lied Yorumu ve Stil Bilgisi öğrenimi gören İçözü, ünlü Macar soprano Éva Marton ve İngiliz kontrtenor Nicholas Clapton’un yanı sıra, tenor Boldizsár Keönch, koloratur-soprano Magda Nádor ve soprano Krisztina Laki’nin çalışma atölyelerinde aktif katılımcı olarak bulunmuştur.

1999-2004 yılları arasında İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde görev alan sanatçı, 2003’te Ferenc Liszt Müzik Akademisi’ne kabul edilmiştir. 2005’te Giovanni Cantanti Lirici ve Pavorotti Yarışmalarının birincisi tenor, Prof. Gulyás Dénes’in öğrencisi olarak Opera Ana Sanat Dalı’nda Full-Time statüsünde ihtisas yapmaya ve akademi diplomasını edinmeye hak kazanmıştır.

2003’ten beri Macaristan’ın Budapeşte kentinde yaşayan sanatçı, geçtiğimiz 12 yıl süresince: International Merlin Theatre, Trafó House of Contemporary Art, Liszt Museum Chamber Hall, French Institute, Bartók Memorial House, Hungarian Radio Marble Hall ve MÜPA- Palace of Arts – Glass Hall başta olmak üzere Macaristan ve Budapeşte’nin seçkin Tiyatro ve konser salonlarında konser ve performanslar sergilemiştir.

2013 Ağustos ayında (Macar) Szervánszky Quartet eşliğinde Apollon Tapınağı’nda Türkiye seyircisiyle buluşmak ve “Gün Batımı” konseri vermek üzere 13. Side Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali’nden davet almış; 2014’te Trafó, Modern Sanatlar Merkezi’nde (Budapeşte) ParaDOGMA “Köztes Tér” adlı eserle Otizm tanısı konanların yanı sıra, bedensel ve diğer zihinsel engelli şahıslara müzik ve dans terapisi uygulamıştır. Mart 2014’te Macaristan’ın Prima ödüllü yaylı sazlar dörtlüsü Accord Quartet eşliğinde Budapeşte’de konser veren sanatçı, 2016’da Budapeşte’nin yanı sıra, Paris ve Viyana şehirlerinde gerçekleştirilmesi beklenen solo konser ve performanslarıyla çalışmalarına soluksuz devam edecektir.

















Csaba Király (piyano)

1965 yılında doğan Macar piyanist, Ferenc Liszt Müzik Akademisi’nin org ve piyano bölümlerinden solist sanatçı olarak olmuştur. Öğrenim yılları boyunca kendi yaş grubunda açılan tüm ulusal yarışmalarda birincilik ödülüne layık görülen Király, sahip olduğu özel yetenek sayesinde adını duyurmuştur. Macaristan’daki konserlerinin yanı sıra neredeyse tüm Avrupa ülkelerinde konserler vermiş; Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Japonya, Güney Kore, Mısır ve Hindistan büyük başarılara imza atmıştır. Sanatçının repertuvarı Barok’tan Çağdaş’a geniş bir müzik yelpazesine sahiptir. Bach, Beethoven, Liszt ve Bartók’un solo eserlerinin yanı sıra, modern eserler de konser programlarında göze çarpan bir rol oynar.

Doğaçlama repertuvarının karakteristik bir açısıdır. Sanatçı temel doğaçlama bilgisini müzik öğretmeni Maria Apagyi’den Komlo’da aktif katılımcı olarak yer aldığı Artistik Çalışma Atölyesi’nde edinmiştir. Yaptığı sayısız uyarlama Csaba Király’ın müziğe besteci yönüyle de yaklaştığının göstergesidir. Kendisi Macaristan, Batı Avrupa Ülkeleri, Japonya, Çin, Güney Kore ve Amerika’da çalınmak üzere kayda değer sayıda org transkripsyonu yazmış, koral ve orkestral çalışmalarda bulunmuştur. Csaba Király, yaratıcı çalışmalarında zorlu hedeflere ilgi duymuş, enerjisini bu hedeflerden almıştır.

Liszt ve Bach’ın org için yazılmış tüm eserlerini, Mozart, Beethoven ve Schubert’in piyano sonatlarını ve Béla Bartók’un tüm piyano eserlerini defalarca çalmıştır. 2001 yılından beri 100 konser gerçekleştiren Király, son yıllarda konser repertuvarına Liszt’in tüm piyano eserlerini de eklenmiştir. Sanatçının Liszt, Piyano-Org albümü Macaristan’da 2001 yılının Klasik CD’si olarak seçilmiş ve Gramofon ödülü almıştır. 2003’te çalışmalarından ötürü Ferenc Liszt ödülüne layık görülmüştür. 2005’te Ferenc Liszt anısına kendisinin de juri üyesi olarak yer aldığı I. Pécs Uluslararası Piyano Yarışması’nı düzenlemiştir. 2004’te genel sekreter seçildiği Ferenc Liszt Derneği’nin 2013’te Başkanı olmuştur.

Sanatçı yıllar boyunca Budapeşte, Ferenc Liszt Müzik Akademisi’nde piyano hocası olarak eğitim vermiştir. 1997-1998 yılları arasında Güney Kore, Taegu-Hyosung Üniversitesi’nde misafir org hocası olarak bulunan Király, 2002’den beri Piyano Bölümü’nün Başkanı olduğu Pécs Üniversitesi, Müzikal ve Görsel Sanatlar Fakültesi, Müzik Enstitüsü’nün piyano ve org bölümlerinde profesör olarak eğitmenliğini sürdürmektedir. Király 2014 yılından beri Budapeşte, Béla Bartók Anı Evi’nin müdürüdür.

Sunday, 9 February 2014


BBC
TÜRKÇE

Engellilerin 'önyargılarla dansı'

9 ŞUBAT 2014

Ön sıralarda tekerlekli sandalyeli insanlar oturuyor.
Çok sayıda zihinsel engelli de görüyorum.
Durumu ağır olan da, ve hatta hiçbir uzvunu kıpırdatamayan da var.
Biraz sonra başlayacak olan gösteriyi, kendileri gibi engellilerin dans performansını sabırsızlıkla bekliyorlar. Ancak salonda sadece onlar yok. Geride bir tribün gibi yükselen sıralarda tek bir boş koltuk görünmüyor.
Alternatif performansların ve modern sanatların sergilendiği Trafo gösteri merkezine girer girmez bugünün diğerlerinden farklı olduğunu hemen anlıyorum.
Performaslarıyla son zamanlarda adından sık sık bahsettiren ArtMan grubu, son eseri olan ParaDogma’yı sergileyecek.
Grup engellilerden ve profesyonel dansçılardan oluşuyor.
Fiziksel ya da zihinsel engeli olan pek çok üyesi var bu grubun. Ve bu insanlar da aynen, hiç bir engeli olmayan insanlar gibi dans edeceklerini, kendilerinin de dansın insan hayatına olan iyileştirici etkisini tadacaklarını haykırıyorlar.
Gerçekten bu olabilir mi?
Bedensel engeli olan, mesela zor yürüyen, hatta hiç yürüyemeyen biri dans edebilir mi?
Müzik ve hareketin uyumundan oluşan dansın tadına varabilir mi?
Ve acaba, onların da adına dans dediği, ama bildiğimiz danslardan farklı olan bu harmoni başkalarının da hoşuna gider mi?
İşte ArtMan grubunun ortaya attığı ağır sorular bunlar.
Performasın adı da bunu vurguluyor: ParaDogma.
Çünkü paradigma değişikliği, dogmalar için de geçerli.
Ve işte biraz sonra şimdiye dek tüm “doğru bildiklerinizi” unutacaksınız.
Çünkü kafanızdaki önyargıların ne kadar kırılgan olduğunu göreceksiniz, perde açıldığında, sizin de dünyanızda yeni bir pencere açılacak…
Ve perde açılıyor!
Ayrı bir sahne yok aslında! Performansı sergileyenler ve seyirciler neredeyse iç içe. Soluk alıp verişlerini hissediyor, tüm sesleri birebir duyuyorsunuz.
Sahneye, karanlığı bir ışık tüneli gibi aydınlatan projektörün ışığında genç bir kadın ve genç adam giriyor.
Adam tekerlekli sandalyede oturuyor.
Sahnenin ortasında, sahne ışığının tam altında duruyor, kırılgan vücudu her an düşecekmiş gibi sendeleyerek, tekerlekli sandalyeyi terk ediyor. Ve ayaklarını sürüyerek, kollarını istemsiz bir şekilde sallayarak kadına doğru ilerliyor. Her an düşmesinden korkarak, attığı her adımı nefesinizi tutarak seyrediyorsunuz.
Müzik ve ışık oyunlarıyla birlikte, onların ve biraz sonra bu performansa dâhil olan diğerlerinin katılımıyla tam bir şenlik başlıyor!
Engellerin yarattığı eksiklik, engelliye eşlik eden diğer kişilerin yardımıyla azalıyor. Ancak bu yardım sizde bir şekilde aktif bir katılım hissi yaratıyor. Çünkü burada yardım eden ve yardım edilen yok! Herkes bir şeyler alıyor, herkes bir şeyler veriyor.
Bazı bedenlerin eksik olduğunu çok fark etmiyorsunuz, daha doğrusu buna önem vermiyorsunuz. Burada vurgulanan bu eksiklikler değil çünkü.
Tanık olduğunuz muhteşem gösteri, müzikle sarmallaşan bedenler, zor da olsa hareket eden insanlar size, hayatın tüm eksiklik ve acılara rağmen kabul edilebilmesi için insan ruhunda var olması gereken ateşin, fiziksel ya da zihinsel engellerle bir ilişkisinin olmadığını anlatıyor.
Ve sonuçta ortaya çıkan eser size hayatta istenirse ulaşılabilecek harmoninin, bu muhteşem uyumun, en zor koşullarda bile elinizi uzatsanız yakalayabileceğiniz mesafede olduğunu gösteriyor.
Sahnede çello çalan genç bir adam ve harika sesiyle ona eşlik eden genç bir kadın da performansın bir parçası! Onlar da dansa katılıyorlar. Şarkıları söyleyen sanatçı da Budapeşte’de yaşayan Türk sanatçı Tulu İçözü.
Müzik, dans, hareketler ve mimiklerin oluşturduğu gösteri, şimdiye kadar bilincinize kazınmış olan önyargıları, ilkbahar güneşinin karları yok etmesi gibi eritiveriyor.
Işıklar yandığında ardı arkası kesilmeyen bir alkış tufanı kopuyor.
Profesyonel ve amatör oyuncuların sevinci görmeye değer.
Ancak ben seyircileri gözlemliyorum daha çok!
Gözlerinde, hayatta hiç karşılaşmadıkları bir mucizeye tanık olmanın inanılmaz parıltısı ve sımsıcak şükran duygularıyla karşılarındaki bu cesur insanlara bakıyorlar.
Kendi yüreklerinde de o anda aynı cesareti bulduklarından eminim.
Onlar da artık ilk bakışta sağlıklı görünen bedenlerinde aslında var olan irili ufaklı onca engeli saklamadan, aynen kendileri gibi yaşamanın yolunu bulacaklar!
Hayatta mutlu olmanın yolu bu çünkü.
ParaDogma performansında “sözde” engellilerin “sözde engelsizlere” anlattığı gerçek işte bu.
Yani, aslında nasılsan, aynen öyle yaşa. Kendini cesaretle üstlenerek.

http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/02/140209_demirkan_engelli.shtml